03.06.2014, 09:26 185

Derinleştirilmiş Meşru Siyaset

 İkinci Dünya Savaşında Hitler’in sonunu hazırlayan Normandiya çıkarmasının ünlü komutanı General Patton, hayatı filmlere konu olmuş bir savaşçı olduğu kadar iyi bir eğitimciydi. 

  Mesleki kariyerinin önemli bir bölümünü askeri eğitim kurumlarında geçirmiş, askeri disiplinin sağladığı avantajlarla, önemli pedagojik deneyimler elde etmişti.

  Bu nedenle onun tarihe kazınan şu meşhur sözü, sadece askeri bir hüküm değil aynı zamanda bilimsel bir tespittir:

   “Savaşta önce gerçekler ölür!
  Patton bu sözüyle hiç şüphesiz, ülkelerin propaganda bakanlıklarının karşılıklı olarak yürüttükleri psikolojik savaşın gücünü anlatmak istemiştir; ancak günümüzde bu söz, askeri alanların dışında, siyaset te de geçerlidir.

  Eskiden gerçekleri öldürmek daha kolaydı. Halk daha eğitimsizdi ve radyo-telsiz frekansları bile denetim altındaydı. Bu yüzden de nispeten özgür ülkelerde gazeteciler ve dürüst aydınlar, hakikat savaşçısı gibi bir itibara sahipti. 

  Günümüzün psikolojik savaşlarında ise bunlar da dezenformasyonun birer parçası, hatta satın alınabilen aparatları haline gelmişlerdir. Bu yüzden de savaşlarla ilgili, özellikle de iletişimin daha da çok kullanıldığı iç savaşlara dair kültürel birikimimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

   Türkiye bugün, Türk İnkılâbıyla hesaplaşan iki dâhili unsurun devrimci hücumlarıyla karşı karşıyadır. Bunlara, doğal destekçi Ermenileri ve Rumları da eklersek, sorunu I. Dünya Savaşından almamız gerektiğini teslim etmek zorunda kalırız. Yani Patton’dan ilerde değil, tam tersine gerideyiz. 

  Biz bugüne kadar hep, “statik” tavırlı olduk. Yani durağanlığa uygun davrandık. Devlet hayatının stabil ve steril ortamlarına göre düşünüp, devlet umuruyla hareket ettik. Müesses nizamda siyaset yapan kurumlara yakışanı da buydu. 

  Ancak!.. Ortada iki devrim varsa ve onlara bağlı psikolojik savaş makinaları çalışıyorsa sizin dümdüz, anayasal çerçeveli ve ahlaklı siyaset yapmanız, giderek “takdire şayan” olmaktan çıkar. 

  “Devrime karşı” anayasal siyasetle direnmek mümkün değildir. Eğer bir süre sonra “karşı devrim” için sıfırdan başlamak istemiyorsanız yöntemleri iyi tahlil etmeniz, oyunu kurallarına göre oynamanız gerekir. 

  Ülkücü hareketin karakter çizgilerini kazandığı 12 Eylül öncesinde bizim yaptığımız buydu. Siyasette var olmak için, seyahat, siyaset, öğrenim özgürlüğü için yani ideolojik varlığımızı ve kültürel bekamızı temin için savaşmaya mecburduk.

  Bugün şartlar değişmiştir; ancak rakipler ve usulleri değişmemiştir. Bugünün devrimcileri:

  1- 1970’lerde ideoloji kuşanmış, eski siyasi rakiplerimizdir. 

  2- İdeolojik argümanları bizimkiler gibi 1910’lardan beslenmektedir.

  Gel gelelim, aynı kulvarda engelli koştuğumuz diğer iki rakip, çivili ayakkabılarla, faul yaparak koşmakta, ya engelleri devirmekte ya da engelin etrafından dolanmaktadır. 

  Biz ise meşru siyasetten ödün vermemek adına çıkışı düzgün yapmakta, normal ayakkabı giymekte, bütün engelleri tek tek aşmakta ve kulvar hatası yapmamak için adımlarımızı büyük bir dikkatle atmaktayız.

  Yarışı böyle kazanırsak, bu mucize zaferin bize büyük bir onur vereceğinden şüphemiz yoktur. Ancak rakipler, seyirciyi ve hakemleri dezenformatik cihazlarla “doğrusunun onlarınki olduğuna” öylesine inandırmışlardır ki; bu haksız rekabetle kaybettiğimizde sadece eleştiri alacak; kazansak bile hangi fedakârlıklarla kazandığımız kimsenin umurunda olmayacaktır. 

  AKP ve BDP iki devrimci güçtür. Bu ikisi, her çeşit meşru ve gayrimeşru unsuru, ayrıca bütün psikolojik savaş silahlarını devrim bilincinde kullanmaktadır. Birinin elinde adaletsizce kullandığı “devlet gücü” diğerinin elinde acımasız bir “terör örgütü” vardır.

  MHP’nin bu “gerçekleri hızla öldüren” yani ahlaksız, yalancı ve tevilci olduğu kadar her seviyeden kendi ahlakına uygun sempatizanlar üreten “devrimci savaş unsurlarını” bir kez daha gözden geçirmesinde ve bir miktar risk alarak ilk aşamada “derinleştirilmiş meşru siyaset” kavramını değerlendirmesinde fayda vardır.

  Bunun daha tatbikata geçmeden, çatı aday gibi bir psikolojik etki yapacağından şüphemiz yoktur.  

  İlk aşamada gösterilen çabalar yeterli olmadığı takdirde, “ikinci aşama”da bu unsurlara karşı onların yöntemleriyle mücadele edileceğinden şüphemiz yoktur.

     “Merak etmeyin onun da zamanı gelecek” sözü ise “son aşama” için söylenmiştir.
Yorumlar (0)
26°
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 18 Eylül 2021
İmsak 05:11
Güneş 06:37
Öğle 13:04
İkindi 16:35
Akşam 19:21
Yatsı 20:42
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 4 10
2. Trabzonspor 4 10
3. Karagümrük 5 10
4. Fenerbahçe 4 10
5. Konyaspor 4 10
6. Altay 5 9
7. Galatasaray 4 8
8. Hatayspor 4 7
9. Kayserispor 4 7
10. Malatyaspor 5 6
11. Alanyaspor 4 6
12. Kasımpaşa 4 5
13. Göztepe 5 5
14. Gaziantep FK 4 4
15. Antalyaspor 4 4
16. Sivasspor 4 2
17. Adana Demirspor 4 2
18. Rizespor 4 1
19. Başakşehir 4 0
20. Giresunspor 4 0
Takımlar O P
1. Ümraniye 5 15
2. Eyüpspor 5 12
3. Ankaragücü 5 11
4. Tuzlaspor 4 10
5. Manisa FK 5 9
6. Erzurumspor 5 9
7. Kocaelispor 5 7
8. Boluspor 4 6
9. Samsunspor 4 6
10. Bandırmaspor 5 6
11. Denizlispor 5 6
12. Menemenspor 5 6
13. Adanaspor 5 5
14. Bursaspor 5 4
15. Ankara Keçiörengücü 5 4
16. Altınordu 5 4
17. Gençlerbirliği 5 4
18. İstanbulspor 4 3
19. Balıkesirspor 4 3
Takımlar O P
1. M. United 4 10
2. Chelsea 4 10
3. Liverpool 4 10
4. Everton 4 10
5. Man City 4 9
6. Brighton 4 9
7. Tottenham 4 9
8. West Ham 4 8
9. Leicester City 4 6
10. Brentford 4 5
11. Crystal Palace 4 5
12. Aston Villa 4 4
13. Wolverhampton 4 3
14. Southampton 4 3
15. Watford 4 3
16. Leeds United 5 3
17. Arsenal 4 3
18. Newcastle 5 2
19. Burnley 4 1
20. Norwich City 4 0
Takımlar O P
1. Real Madrid 4 10
2. Valencia 4 10
3. Atletico Madrid 4 10
4. Real Sociedad 4 9
5. Athletic Bilbao 4 8
6. Sevilla 3 7
7. Barcelona 3 7
8. Mallorca 4 7
9. Real Betis 4 5
10. Elche 4 5
11. Cádiz 5 5
12. Osasuna 4 5
13. Rayo Vallecano 4 4
14. Villarreal 3 3
15. Levante 4 3
16. Espanyol 4 2
17. Granada 4 2
18. Celta de Vigo 5 1
19. Getafe 4 0
20. Deportivo Alaves 3 0