Oktay Vural'dan Arınç'a: "Türk bayrağını bu kadar aşağılayan insan, nasıl oluyor da Başbakan Yardım 24 Ocak 2012 Salı 04:58
Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
MHP'ni ziyaret ettiklerini belirten Vural, yerel medyayı 'demokrasinin
yeşil kökleri' olarak tanımladığı konuşmasında şunları söyledi: "Yerel
medyanın önemli bir fonksiyon icra ettiğini düşünüyoruz. Ancak
demokrasinin yeşil kökleri olan yerel medyanın hayat damarları kesilmeye
ve yeşil kökler kurutulmaya çalışılıyor. 1960 yılında kurulan, ekmek
teknelerini sürdürmeye çalışan yerel medya, kendisini yenileme imkanına
sahip değil. Basın ilan gelirlerinin de kesilmesiyle yerel medya, dükkan
sahiplerinin, güç sahiplerinin eline bırakılmak isteniyor. Genel
medyanın da yerel medyanın sorunlarına önem vermesi gerekir."
Cumhurbaşkanı Seçim Kanununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vural, "Anayasanın
AKP'yi bağlamadığı açık. Öyleyse Anayasa kimi bağlar? Hani Anayasa
bağlayıcıydı? Anayasanın üstünlüğü yok muydu? Yol geçen hanı gibi
istediğini yap. Böyle bir Anayasa ile hukuk Cumhuriyeti olabilir mi?
TBMM'nde Anayasa darbesi yapılmıştır. Meclis çoğunluğuyla parmak darbesi
yapılmıştır. 12 Eylül, Evren zihniyetinden ne farkı var bunların? İkisi
de darbeci, zihniyettir" diye konuştu.
19 Mayıs törenlerinin kutlanmasına ilişkin genelgeyi de değerlendiren Vural, "Başbakan
'Milli bayramlarla ilgili yönergeyi bizden önce yapmışlar' diyor.
Başbakan yönerge ile yönetmelik arasındaki farkı bilmiyor. Kendilerinden
önce yapılan yönetmelikti. Ancak kendileri döneminde garip gerekçelerle
genelge hazırlandı. Başbakana 'bu kılavuzunu değiştir' diyorum.
Hazırlanan yönerge, 19 Mayıs'ı halktan koparmaya yöneliktir. Bir şey
yapıyorsanız adam gibi arkasında durun. Başbakan işine geldiğinde pası
geçmişe atıyor. Minareyi çalmışlar, zihniyetlerini kapatmak için kılıf
kullanıyorlar" dedi.
Oktay Vural, Bülent Arınç'a planlanan suikast iddialarına yönelik soru
önergesi verdiğini, gelen cevapta soruşturmanın halen derdest olduğunun
yazıldığını ifade etti. Vural, "Aradan
geçen iki seneye rağmen halen soruşturma devam ediyor. Alın size faili
meçhul. Suikast iddiası kim tarafından, hangi amaçla, neden yapıldı?
Kamuoyu olarak bilmemiz gerekiyor. Sorgulayan yok, unuttuk. Maalesef
sorgulamaktan, dile getirmekten korkuyoruz" şeklinde konuştu.
Basın toplantısı öncesi kürsüye Türk Bayrağı asan Oktay Vural, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Hrant Dink
davasının sonucuna ilişkin, Ogün Samast'ın cinayet sonrasında Türk
bayrağı önünde çektirdiği fotoğrafı anımsatarak "O fotoğraf bile başlı başına bir örgüt, yönlendirme olduğunu gösteren bir delil" sözlerini hatırlattı. Oktay Vural, kürsüye neden Türk bayrağı astığını şu sözlerle açıkladı: "Bülent
Arınç Türk bayrağını suç delili olarak göstermiştir. Türk bayrağıyla
fotoğraf çektirmeyi, örgüt varlığının delili olarak göstermiştir. Açıkça
bayrağa hakaret ediyor ve polisi de örgüt üyesi olarak gösteriyor. Türk
bayrağını suç delili olarak göstermek, ancak milli değerler konusunda
hassasiyeti olmayan insan Bülent Arınç'a yakışır. Türk bayrağını bu
kadar aşağılayan insan, nasıl oluyor da Başbakan Yardımcısı oluyor?
Devletine, milletine, bayrağına bu kadar saygısız davranan bir Başbakan
Yardımcısı, Dink istismarcısı, rantçısı olarak suç üretmeye çalışıyor.
Bu zorlama zihniyettir. Ortada bir suç örgütü varsa lideri de olmalı, o
dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay'dı. Arınç'ın sözlerini esefle
kınıyorum ve Türk halkından özür dilemesi gerektiğini düşünüyorum."
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, Fransa senatosunda oylanacak
sözde Ermeni soykırımı yasasıyla ilgili şunları söyledi: "Kanun
onaylanırsa, hükümet hemen ilk uçakla büyükelçiyi Türkiye'ye çağıracak.
Yaptırım mı bu? Sonra büyükelçi sessiz sedasız dönecek. Adam gibi
yaptırım olacaksa görüşmeye kadar büyükelçiyi göndermezsin. Gider
Fransa'ya 'soykırım yok' dersin. Fransa kendi menfaati için bu kararla
insanlığı öldürüyor, kıyıma uğratıyor. Bu karara karşı iktidar,
muhalefet beraber dimdik ayaktayız. İnşallah kanun onaylanmaz ama eğer
onaylanırsa, palyatif yaptırımlar yerine daha etkili yaptırımlar
uygulamak gerekir."